Turizm cenneti olarak bilinen Antalya'nın tarım kenti Manavgat'ında, bir zamanlar domates ve salatalık yetiştirilen sera, dün gece beklenmedik bir felaketin merkezi haline geldi. Naylon örtülerle kaplı yapı, içinde depolanan malzemelerle birlikte tamamen yanarak kullanılamaz hale geldi. Akşam karanlığının çökmeye başladığı saatlerde gökyüzüne yükselen dumanlar, çevredeki sakinleri alarma geçirdi.
Manavgat bölgesi, geçtiğimiz yıllarda yaşanan büyük orman yangınlarının izlerini hâlâtaşıyor. Bu nedenle yerleşim yerlerindeki her duman kütlesi, halkta derin bir tedirginlik yaratıyor. Mahalle sakinleri ilk anda başka bir doğa felaketinin başladığından endişelenerek sokağa döküldü. Ancak kısa sürede durum netleşti: sorun, kullanım dışı kalan bir tarımsal yapıdaydı.
İtfaiye ekipleri olay yerine dakikalar içinde ulaşsa da seranın yapısal özellikleri müdahaleyi zorlaştırdı. Plastik örtülerin hızla tutuşması, yangının kontrol altına alınmasını geciktirdi. Görgü tanıklarının ifadesine göre, içeride muhtemelen mevsimlik eşyalar, eski tarım aletleri ve çeşitli hurda malzemeler bulunuyordu. Alevler bu yanıcı maddeleri hızla sarınca, yapı adeta dev bir meşale görünümü aldı.
Antalya'nın kırsal kesimlerinde son on yılda yaşanan dönüşüm, pek çok seraya farklı işlevler yükledi. Eskiden tarımsal üretim için kullanılan bu yapılar, artık depo, atölye ya da sadece metruk birer iskelet olarak duruyorlar. Uzmanlar, kullanım dışı kalan seraların düzenli denetimden geçmediğini ve yangın riski taşıdığını sıklıkla vurguluyor. Bu tür yapılarda elektrik tesisatı eskimiş, malzeme birikimi kontrolsüz hale gelmiş durumda.
Olay yerinde yapılan ilk incelemelerde can kaybı ya da yaralanma olmadığı tespit edildi. Sera sahibinin kimliği henüz netleşmezken, maddi hasarın boyutu değerlendirilmeye devam ediliyor. Bölge halkı arasında, benzer yapıların envanter çıkarılması ve güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiği yönünde güçlü bir talep oluşmaya başladı.
Manavgat gibi hem turizmin hem tarımın iç içe geçtiği yörelerde, eski tarımsal yapıların durumu artık sadece yerel değil, bölgesel bir güvenlik meselesi haline geliyor. Akdeniz güneşinin altında bir zamanlar bereketli ürünler yetiştiren bu yapıların, güvenli şekilde yeniden işlevlendirilmesi ya da kaldırılması tartışması, yerel yönetimlerin önündeki acil gündem maddelerinden biri olmaya aday.




