Diploma Vaadiyle "Saadet Zinciri": Sözde Üniversiteye 10 Yıl Hapis İstemi!

İnternet üzerinden "Yeni Pazar Üniversitesi" adıyla faaliyet gösteren, katılımcılara uluslararası geçerliliği olan diplomalar vaat eden ve adeta bir saadet zinciri mantığıyla çalışan yapıya yargı tokadı geldi. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, aralarında sahte profesör unvanı kullandığı belirtilen Ali İlseven’in de bulunduğu 3 şüpheli hakkında 10 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

Haber Merkezi / İSTANBUL

Serbestiyet’ten Erdal Kılınç’ın haberine göre; dijital dünyanın ve uzaktan eğitim algısının sunduğu boşlukları kullanarak yüzlerce insanı mağdur ettiği öne sürülen sözde eğitim şebekesine yönelik hukuki süreçte önemli bir viraj dönüldü. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, yürütülen titiz soruşturmanın ardından hazırladığı iddianameyi mahkemeye sundu.

Hazırlanan iddianamede; Ali İlseven, eşi Damla İlseven ve kurum bünyesinde faaliyet gösteren bir çalışan olmak üzere toplam üç kişi "şüpheli" sıfatıyla yer aldı. Savcılık, şüphelilerin “bilişim sistemlerini kullanarak nitelikli dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahtecilik” suçlarını işlediklerini iddia ederek, her bir şüpheli hakkında 10 yıla kadar hapis cezası verilmesini talep etti.

"Psikoloji Diploması" Tuzağı ve Saadet Zinciri Modeli

İddianamedeki detaylar, sistemin işleyiş biçimindeki akılalmaz mekanizmayı da gözler önüne serdi. Şüphelilerin “Yeni Pazar Üniversitesi” adı altında kurdukları internet siteleri üzerinden başta Psikoloji olmak üzere popüler meslek gruplarına yönelik eğitimler verdiklerini öne sürdükleri belirtildi. Katılımcılara küresel çapta geçerli diplomalar verileceği vaat edilerek binlerce liralık ücretler tahsil edildiği iddia edildi.

Müşteki beyanlarına yansıyan en çarpıcı ayrıntı ise yapının bir süre sonra ticari bir "saadet zincirine" (Ponzi şeması) dönüşmesi oldu. Mağdurların aktardığı iddialara göre, sisteme dahil olan kişilere "yeni öğrenci getirmeleri halinde ücret iadesi ya da ek kazanç" vaat edildi. Bununla da yetinilmeyerek, "erken mezuniyet" ve "hızlı diploma" gibi talepler için katılımcılardan extra ücretler koparıldığı adli kayıtlara geçti.

Apartman Dairesinde "Profesörlük" Tiyatrosu

Emniyet birimlerinin yürüttüğü saha çalışmalarında, uluslararası eğitim kurumu imajı çizilen yapının aslında Konya’da bir apartman dairesinden ibaret olduğu ortaya çıkarıldı. Söz konusu ofiste yapılan incelemelerde; sanki resmi birer akademik belgeymiş izlenimi verilen, yabancı üniversitelere ait sahte diploma ve sertifikaların sergilendiği saptandı.

Daha da vahimi; kendini kamuoyuna "Profesör" olarak tanıtan başşüpheli Ali İlseven’in, herhangi bir yükseköğretim kurumunda hiçbir akademik kaydının bulunmadığı ve resmi bir akademik geçmişinin olmadığı tespit edildi. Dosyadaki bilgilere göre, adı geçen yabancı eğitim kurumları ile şüpheli arasında hiçbir resmi ya da hukuki bağ bulunmuyor.

Yurt Dışına Kaçtılar Ama Dijital Tuzağa Devam Ediyorlar!

Olayın adli makamlara intikal etmesinin ardından şüpheliler Ali İlseven ve Damla İlseven'in yurt dışına çıkış yaptıkları bilgisi soruşturma dosyasında yer aldı.

Ancak firari şüphelilerin mağduriyet üretmeye devam ettiği iddia ediliyor. Gelen son ihbarlar ve mağdurların sosyal medyada bir araya gelerek kurduğu "Ali İlseven'den Fıkralar" adlı platformdaki paylaşımlara göre; sanıklar internet üzerinden faaliyetlerini halen sürdürüyor. Bu yeni aşamada, yasal boşluklardan faydalanmak adına bazı paravan kurum, dernek veya oluşumları da devreye sokarak, bunlar eliyle sahte belge dağıtımına devam ettikleri ileri sürülüyor.

Siber suçlarla mücadele ve adli makamların dijital ortamdaki bu faaliyetlere karşı incelemelerini derinleştirerek sürdürdüğü öğrenildi.

Editörün Notu

Dijital Çağın Yeni Nesil Sülün Osmanları
Uzaktan eğitimin hayatımızın bir parçası haline gelmesini fırsat bilen bu tür yapılar, insanların mesleki statü edinme ve kısa yoldan kariyer yapma arzularını istismar ediyor. YÖK veya e-Devlet sorgulaması olmayan, arkasında akademik bir kadro barındırmayan hiçbir "parıltılı" sertifika ya da diploma vaadine itibar edilmemesi gerektiği, bu son hukuki süreçle bir kez daha tescillenmiş oldu. Kamunun ve denetleyici kurumların dijital alandaki bu tür "merdiven altı akademi" yapılarına karşı önlemleri artırması elzemdir. Bu yasadışı eylemi yapanlar kadar bile isteye bu hizmeti satın alanların da aynı şekilde adalet önünde hesap vermesi gerekmektedir.