Yaz tatili için İstanbul'dan Almanya'ya uçacak bir ailenin karşılaşabileceği en büyük belirsizliklerden biri, artık pasaport göstermekle bitmeyebilir. Avrupa Birliği'nin Mayıs ayından itibaren devreye almayı planladığı Giriş-Çıkış Sistemi, her yolcudan parmak izi ve yüz taraması alacak. Ancak havalimanları ve uçuş şirketleri, sistemin teknik altyapısının henüz hazır olmadığını ve büyük bir kaosun eşiğinde olunduğunu söylüyor. Konu sadece Avrupalıları değil, Frankfurt'a giden Trabzonlu esnaftan Brüksel'e çalışmaya giden Konyalı işçiye kadar milyonlarca Türk yolcuyu da doğrudan ilgilendiriyor.

Sektör temsilcileri ortak bir açıklama yaparak, biyometrik veri toplama sürecinin havalimanlarında saatlerce gecikmeye neden olabileceğini vurguladı. Özellikle Haziran-Eylül arasında AB ülkelerine yapılan seyahatlerin zirve yaptığı dönemde sistemin tamamen durması ya da askıya alınması gerekebileceği ifade ediliyor. Şu anda birçok Avrupa havalimanında kiosk adı verilen otomatik cihazlar kurulmuş durumda ancak yazılım testlerinin tam tamamlanmadığı belirtiliyor. Bir yolcunun sınır kapısında geçirmesi gereken sürenin ortalama üç kat artacağı öngörülüyor.

Türkiye açısından mesele çok boyutlu. Almanya, Hollanda, Belçika gibi ülkelerde çalışan binlerce Türk vatandaşı her yıl birkaç kez ülkeler arasında gidiş geliş yapıyor. Bunun yanında, Anadolu'dan tatil için Avrupa turlarına çıkan orta gelir grubunun sayısı da giderek artıyor. Ankara havalimanından charter uçuşla Viyana'ya giden bir emekli grubu ya da Antalya üzerinden bağlantılı olarak Paris'e uçan üniversite öğrencisi, yeni sistemle karşılaşacak ilk kuşaklar arasında olacak. Bu da Türkiye merkezli havayolu şirketlerinin rotasyon planlarını, aktarma sürelerini ve hizmet kalitesini doğrudan etkileyebilir.

Havayolu birlikleri ve havalimanı işletmecileri, AB Komisyonu'ndan ülkelere esneklik tanınmasını talep ediyor. Özellikle yoğun günlerde, sınır polislerine geçici olarak sistemi devre dışı bırakma yetkisi verilmesini istiyorlar. Aksi takdirde Schengen bölgesinin en yoğun kapılarından biri olan İstanbul-Münih hattında bile sıkıntı yaşanabilir. Henüz resmi bir geri adım atılmadı ancak bazı üye ülkelerin temkinli olduğu biliniyor.

Konunun bir başka yüzü ise veri güvenliği. Avrupa yolculuğuna çıkan Anadolu insanı, parmak izinin ve yüz görüntüsünün hangi sunucularda saklanacağını, ne kadar süreyle tutulacağını henüz tam olarak bilmiyor. Sivil toplum örgütleri, özellikle üçüncü ülke vatandaşlarının verilerinin korunması konusunda AB'den daha şeffaf bir tutum bekliyor. Tüm bu tartışmalar sürerken, mayıs sonu itibariyle ilk uçuşlar için geri sayım devam ediyor ve Türk yolcular, pasaportlarının yanında artık dijital izlerini de hazırlamak zorunda kalabilir.